English
Deutsch
Kürtce
 
 

ANA SAYFA

 
Cemaleddin Hocaoğlu
 
M.Metin Müftüoğlu
 

E-Mail

Kitaplar:

Hilafet ve Halife

Beyyine - 1 -

Beyyine - 2 -

Beyyine - 3 -

Beyyine - 4 -

Hakimiyyet -5 -

M.Kemal (Bilgiler)
LAİKLİK

8 Kasım 201
33.Senesini dolduran Hak Hareketi
285610 dan beri

 

Merhum Emir'ül-Mü'minın ve Halifet'ül-Müslimin Cemaleddin Hocaoğlu'ndan veciz sözler!

1-  C. Hoca'nın Kemalizm ve M. Kemal hakkındaki veciz sözlerinden!

2-   C. Hoca'nın ĺslam Devleti hakkındaki veciz sözlerinden!

3-   C. Hoca'nın ĺlim ve ülema hakkındaki veciz sözlerinden!

4-   C. Hoca'nın Tevhid hakkındaki veciz sözlerinden!

5-   C. Hoca'nın Tebliğ hakkındaki veciz sözlerinden!

6-   C. Hoca'nın Cemaat hakkındaki veciz sözlerinden!

7-   C. Hoca'nın Emir hakkındaki veciz sözlerinden!

8-   C. Hoca'nın Yeni Nesil hakkındaki veciz sözlerinden!

9-   Merhum Emir'ül-Mü'minın'in TAVĺZ hakkındaki veciz sözlerinden...

10- Emîr'ül-Mü'minîn ve Halîfet'ül-Müslimîn M. Metin Müftüoglu (Kaplan) diyor ki:

 

 

- C. Hoca'nın Kemalizm ve M. Kemal hakkindaki veciz sözlerinden! -    YUKARI


Türkiye'de tek bir iktidar vardır, tek bir söz sahibi vardır; o da Kemalizm'dir!

Kemalizm demek, M. Kemal'in tabu haline getırilmesi yani putlaştırılmasıdır!

Kemalizm, bir felsefe, bir doktrin veya bir devlet sistemi değildir. Bir maskedir, dine vurulan bir darbedir, bir başkı unsurudur!

Kemalizm demek, M. Kemal'in putlaştırılması, sözlerinın her şeye hakim olması demektir!

M. Kemal puttur. Arkasından gidenler de birer putçudur. Hilafet ve Şeriat düşmanıdır!

Anayasalar, laik rejim, devletin bütün müesseseleri kaynağını ve ölçüsünü hep kemalizmden alır!

Türkiye'de kemalizm bir din, Kemal de bir ilahtır!

Türkiye'de Kemalizm, ĺslam dinınin yerine konmak istenmektedir!

Türkiye'de her kötülük, kemalizmden kaynaklanmaktadır!

Kemalist devlet, müslümanların devleti değildir!

Kemalist devlet güç ve hakimiyyetini Ümmet-i Muhammed'den değil, kafirlerden ve kafir güçlerden almaktadır!

M. Kemal ismini taşıyan bu deccal, deccallığını yapmak üzere bir çok insanları etrafinda toplamıştır, onları igfal, idlal ve ifsat etmis, onların da yardimiyla ĺslam Dini'nın temeline 98 dinamit koymustur!

Ne M. Kemal ve ne de arkasından gidenler ümmet ve devlet idaresine ehil değillerdir. Velayet hakları yoktur. Topraklara da sahib değillerdir!

ĺngilizlerin, Fransızların, ĺtalyanların ve hatta tarihi boyunca haçlı seferlerinın yapamadıkları tahribati M. Kemal ve kemalistler yaptılar. Dünya tarihinde misli görülmemis tahribati yaptılar!

M. Kemal'in mefsedet ve melanetleri, ihanet ve hiyanetleri, meyhurluğu ve sarhoşluğu, casusluğu ve usaklığı din ve ĺslam düşmanlığı delil ve kaynaklarıyla ortaya çıktıgı halde ilmen de fiilen de cevab veremiyorlar da başkı rejimine, devlet terörüne müracaat ediyorlar!

Kemalist rejim, bugüne kadar ayakta durmuş ise hep başkı rejimiyle, hep süngü zoruyla, hep devlet terörüyle ayakta durmuştur!

Kemalistler, şeytan mantığına dayanıp Şeriat'i kaldırmışlar ve yine bu mantıkla küfür inkılablarını yapmışlardır!

M. Kemal'in ve kendisini takib edenlerin de kurdukları idareler meşru değildir!

Gerek M. Kemal'in, gerekse kemalistlerin kurdukları devletler ve hükümetler meşru değildir. Birer terör hükümetidir; kendileri de birer isyankâr ve teröristtir!

M. Kemal, bagidir, haindir, zalimdir ve kafirdir!

M. Kemal'in ve kemalistlerin kurdukları ve devam ettırdikleri devlet, dinsiz bir devlettır, sarhoş bir devlettır, meyhaneci ve kerhaneci bir devlettır. Kendileri de birer teröristtır!

Hilafet makamina ihanet ve hiyanet eden maskeli kemal ve kemalistler, din ve imanımıza, Şeriat ve Kur'an'imıza örf ve adetlerimize, tarih ve kültürümüze ihanet ve hiyanet etmislerdir!

M. Kemal'in ilke ve inkilabları ĺslam'a ve müslümanların inancına ters düşmektedir!

Bize, Rejim düşmanı Atatürk düşmanı dediler.

Evet doğru söze ne denir? Biz rejimin de kendisinın de düşmanıyız ve her müslüman da onun düşmanıdır. Çünkü o, Şeriat'a düşman kesilmiş ve Şeriat'ı kaldırmıştır.

********************************************

- C. Hoca'nın ĺslam Devleti hakkindaki veciz sözlerinden! -   YUKARI


Müslümanlar olarak, bu zillet ve bu perişanlıktan kurtulma, dünya ve ahiret saadetine mazhar olmak ancak Saadet ve Hulefa-i Rasidin devrine dönmekle mümkündür!

ĺslam'ın devleti yoksa onu kurmak, varsa onu korumak, kadın-erkek her müslümana farzdır!

ĺslam hem dindir, hem de devlettir, hem ibadet, hem de siyasettir. Din-devlet birbirini tamamlayan iki unsurdur!

ĺslam'ın din ve devlet oluşunu birbirinden ayırmak mümkün değildir!

Gayemiz ĺslam'ın devlet olmasıdır!

ĺslam aynı zamanda bir hukuk devletidir!

ĺslam Dini, hayatın her safhası, her hareketi hakkında hüküm getirmiştir!

ĺbadetsiz ĺslam olmayacağı gibi, siyasetsiz de ĺslam olmaz!

ĺslam'ın devletini kabul etmemek bir takım farzları kabul etmemek demektir. Farzı kabul etmemek ise insanı kâfirliğe götürür!

Bir yerde müslümanlar varsa orada ĺslam vardır. ĺslam varsa orada onun devletinden ve siyasetinden bahsetmek de vardır!

Her müslüman, ĺslam devlet reisini tanıyacaktır, tanıması farzdır!

Din ayrı şey, devlet ayrı şey demek, her fitnenin ve melanetin başı olmustur!

ĺnsanın kafasına ve gönlüne hükmeden Allahü Azimüssan onun devlet ve siyaset hayatına da elbette hükmedecektir!

Allah'ın gönderdiği Şeriat kanunları ortada durup dururken kanun koymaya, anayasa yapmaya kalkışmak demek, Allah ile yarışa kalkışmak demektir, savaş açmak demektir!

Dini devletten ayırmayı istemek ve böyle bir teklifte bulunmak demek, dine karşı yönelmiş bir düşmanlık demektir!

ĺslam Dini aynı zamanda devlettir!

Müslümanın devleti de, hükümeti de ĺslam'dir. Anayasası Kur'an, kanunu Şeriat'tır!

Biz müslüman bir milletiz; Hz. Muhammed'in ümmetiyiz. Devletimiz olmalıdır ve farzdır. Farz olan bu devlet Hilâfet Devleti'dir, ĺslam Devleti'dir!

Müslümanları temsil eden bir devlete her zaman ihtiyaç vardır!

Devleti ĺslam olmayan müslüman esirdir!

Müslümanın bir gün bile hatta bir saat bile devletsiz ve Halife'siz kalması caiz değildir!

Müslümana devlet, hava ve su gibi lazımdır, vacibtir!

ĺslam'ın devleti, dünyanın cennetidir!

********************************************

- C. Hoca'nın ĺlim ve ülema hakkindaki veciz sözlerinden! -    YUKARI


Rabb'imizin güzel vasıflarından ve yüce isimlerinden biri de ĺlim ve âlimdir!

Bir millet, ĺlim ve ulemaya kıymet vermezse, mevcutlara itibar edip devlet idaresinde söz hakkı tanımaz veya sözlerine itaat edilmezse, o milletin akibeti hüsrandan başka ne olabilir?

Âlimle cahil, Allah indinde bir olmadigi gibi akl-i selimin ve sagduyunun yanında da elbette böyledir!

ĺlme hürmet etmek ve saygı duymak bir vecibedir!

Müslümanın ĺlimle mücehhez, imanla münevver olması kaçınılmazdır!

ĺlim ögrenmek aynı zamanda ibadettir!

ĺlim meclisleri cennetin birer bahçesidir!

ĺlim halkasına oturanları melekler ziyarete gelir ve onları tebrik ederler!

ĺslam Dini ĺlim dinidir. ĺlimle çatışan, ilme ters düşen bir tarafi yoktur!

Müslüman bilecek ve bilgili olacaktır!

ĺslamî hareket, Tevhidî hareket olma hususiyetlerinden birisi de Ulum-i Arabiyye'yi ve Ulum-i Ser'iyye'yi tahsil etme ve ĺlim ehli olmadır!

ĺlim ehli olan mü'min yükseklerdedir. ĺlimsiz mü'min alçaklardadır!

ĺlmin yanında takva gelir!

Takva ehli olma da yine ĺlim ehli olmaya baglıdır!

Kişinın ömrünün en bereketli zamanı hazreti ilmi elde etmek için harcadığı dakikalarıdır!

ĺlim tahsili yolunda ölenler şehid olarak ölürler!

Hakiki manada talebe olmanın hayatı da temiz, mematı da!

Şu anda öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, ĺlim meydanı boştur ve boş kalmıştır!

Cumhuriyet'in gelişiyle medreselere sed çekildi!

ĺlimsiz ne tefsir yapılır ne de dervişlik!

ĺlim tahsili yönünden her ev medrese, her cami üniversite olmalıdır!

ĺlim tahsil etmek için kadın-erkek, genç-ihtiyar istisnasız hepinizin günde bir iki saatlik zaman ayırması elbette mümkündür ve imkân dahilindedir!

Bir ĺslam Devleti'nın kuruluşunda önce bir ilmî heyet meydana getırilir!

ĺdareyi yani icraati, ilmin ve muttaki âlimlerin emrine vermek şarttır!

Mensublarımız hem kendilerini hem de aile ve efradını eğitim ve öğretime tabi tutacaklardır!

Hoca efendiler mevcut bilgisiyle yetinmeyecek, her gün kitab okuyacak, yeni yeni meseleler öğrenecektir!

Muhtaç olduğu ĺlimleri tahsil etmek, erkek-kadın her müslümana farz-i ayindir!

Allah'a asker olma şerefini üzerine alma niyet ve maksadını hedefleyen şu cemaata 12 ilmi tahsil etmek farz-i ayn hükmündedir!

Bütün camilerimiz ĺlim yönünden birer üniversite olmalıdır!

Hoca demek, 12 ilme asina demektir!

********************************************

- C. Hoca'nın Tevhid hakkindaki veciz sözlerinden! -    YUKARI


Tevhid demek, Allah bir dir demektir!

Tevhid, yani Allah'in birliği inancı, dinın temelidir!

Tevhid demek her işi Şeriat'a göre yapmak demektir!

Hakimiyyeti, yaratana vermek O'nun Şeriat'ını devlet yapmak Tevhid'in, adaletin ta kendisidir!

Tevhid, Kur'an'in özü, Şeriat'in teferruatıdır!

Bir kimse hem muvahhid hem müsrik olamaz!

ĺslam devleti şirki reddetmiş, Tevhid'i getırmiştir!

Tevhid ehli, hakimiyyetin kayıtsız ve sartsız Allah'a ait olduğunu kalbiyle tasdik, diliyle ikrar, hareketleriyle isbat eder!

Tevhid ve iman hareketinın önü alınmaz!

Allah Tevhid akidesini ve ondan yana olanları, ĺlim, fikir ve hak meydanında galib kıldı, düşmanlarını mağlub etti!

Peygamberler ve onlara tabi olanlar hakimiyyetin Allah'a ait olduğuna inanırlar!

Hüküm ve hakimiyyet Allah'a mahsustur!

Tagutu red ve inkâr insani Tevhid'e götürür!

Günümüz müslümanının en önemli meselesi Tevhid'dir!

Mekke'de ele alınan mesele hemen hemen sadece Tevhid'dir!

La ilahe illallah demek suretiyle uluhiyyet Allah'a tahsis edilmiş olur!

Allah'ın kanunları varken insanlar tarafindan konan kanunlara uyanların müşrik olacaklarında şüphe yoktur!

Mü'minleşen ve imanını muhafaza eden o kimsedir ki, onun her halkı ve her yönü Tevhid'dir!

Peygamberler ve tagutlar arasındaki asıl mücadele hakimiyyettir, Tevhid ve şirktir!

Tagutu, putu ve her türlü put sistemini red ve inkâr eden kişiler Tevhid ehlidir!

Şeriat sistemini tümüyle kabul ve hürmet etmenin yanında diğerlerini red ve inkâr etme Tevhid'i, Tevhid akidesini meydana getırir!

ĺslam dini önce Kelime-i Sehadet'le ile başlar. Kelime-i Sehadet iki şeyden ibarettir. Bunlardan biri Allah'in birlığine sehadet, diğeri ise Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Allah'in kulu ve Resülü olduğuna şehadettir!

Ne zaman Tevhid, hak ve adalet Tebliğ edilmeye başlanmış ise karşısına şirk, batıl, zulüm dikilmıştir!

Tevhid ayrı bir yoldur, şirk ayrı bir yoldur ve ikis asla birleşmez!

Davanın başlangıcı ve bu yolda atılacak ilk adım, şirk ve Tevhid saflarının kesin çizgilerle birbirinden ayırt edilmesidir!

********************************************

- C. Hoca'nın Tebliğ hakkindaki veciz sözlerinden! -    YUKARI


Tebliğ yolu, Peygamber'in (s.a.v.) ve onun sahabesinın yoludur!

Peygamberler, Tebliğ yolunu tutmuşlardır!

Tebliğ mevzuunda ilk Tebliğcimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ve onun şahabesi bizim için en güzel örneklerdir. Onları taklit etmemiz ve onlara tabi olmamız gerekmektedir!

Tebliğcilere ilk düşen iş, Allah Resulü'nü ve onun örnek hayatını en ince noktalarına varıncaya kadar çok iyi bilmeleri ve onu adım adım takib etmeleridir!

Tebliğci, Tebliğ yapmanın zaman ve zeminıni çok iyi seçmelidir!

Tebliğde aslonan açıklıktır. Açık açık anlatmaktır!

Ulema bütün ümmet fertlerinden ve onlarla alakalı Tebliğattan sorumludur!

Tebliğatı ulema yapacak, gençler yapacak ve her müslüman yapacaktır!

Devlet reisi ve devlet erkanı başında bulundukları ülke sakinlerine Tebliğat yapmaktan mesuldürler!

Tebliğ yolu, kolay bir yol değildir. Çetindir, izdiraplı ve işkenceli bir yoldur. Ter isteyen, göz yaşı isteyen ve nihayet kan isteyen bir yoldur!

Müslüman Tebliğ yolunda ölürse şehid olur, muvaffak olursa gazi olur!

Tebliğ serefli bir vazife ve feyizli bir bir hizmettir!

Tebliğci bir müslümana düşen Tebliğ ve ikazını yapmaktır!

Tebliğ yapmak, tabir caizse çok ince bir sanattır. Son derece dikkat isteyen, ihtiyatlı davranılmasını gerektıren bir hizmettir!

Tebliğci önce kendinden, kendi nefsinden işe başlayacaktır!

Tebliğciler, önce kendileri yaşayacaklardır!

Tebliğ ve cihad vazifesini yapmayanlar da ister istemez kaybedenlerdir!

meşru her vasita ile Tebliğ caizdir!

Tebliğci her şeyden önce ihlaslı olmaya çalışır!

Tebliğ yolunun, başka bir ifade ile cemaatleşme yolunun Peygamber yolu, Mekteb-i Ibrahim'in yolu ve dolayısıyla meşru ve ve makul bir yol olduğu her müslümanın kabul ve iman ettiği bir yoldur!

Allah davasını savunanlar hep hakkı Tebliğ etmişler, tağutu savunanlar ise hakkı Tebliğ edenlere hep işkence edegelmişlerdir!

Nerede ve ne zaman bir Tebliğ hareketi başlamış ise karşısına mutlaka bir reaksiyon çıkmıştır, bir işkence hareketi başlamıştır!

Mükemmel bir dine, mükemmel bir Tebliğ gerekir!

Tebliğin mevzuu, muhatabın ihtiyacına göre değişiktir. Iman meseleleri olabilir, siyaset ve devlet meseleleri olabilir, Kur'an ayetleri ve ayetlerin getirdikleri emir ve yasaklar olabilir!

Tebliğcide cesaret mühimdir. Korkak bir insan Tebliğ yapamaz. Tebliğci Allah'dan başkasından korkmayacak ve korkmamalıdır!

Tebliğci kardeşlerimiz ölümden korkmayacaklardır!

Tebliğciler, taviz verme yoluna asla gitmeyecekler, ĺslam'ın çizgisinden milim şaşmayacaklar, yeri geldiğinde kırılacak ve fakat eğilmeyeceklerdir!

Tebliğde sabır çok mühim bir esastır ve Tebliğin temel taşıdır!

Sabır sıfatına sahib olmayan ve bu manevî zirha bürünmeyen Tebliğ yapamaz!

Tebliğde iki önemli unsur vardır. Bunlardan biri Hakk'i tavsiye, ikincisi de sabrı tavsiyedir!

Tebliğ ve cihad vazifesini yapan her halde kazanır. Ölürse şehid, kalırsa gazi olur!

Tebliğciler emin kişiler olacaktır!

Tebliğ yolunda açıklık vardır, cesaret vardır, selabet vardır, bereket vardır!

Tebliğ yolunda Allah'ın yardımı vardır, zafer vardır!

Tebliğ yolunda iki güzelliğin biri vardır; şehid olmak, gazi olmak!

********************************************

- C. Hoca'nın Cemaat hakkindaki veciz sözlerinden! -    YUKARI


Cemiyetleşmek ve cemaat halinde yaşamak Allah'ın emridir ve farzdır!

Kur'an ve Sünnet, icma ve kıyas cemiyetleşmenin asıl ölçülerini ve genel esaslarını getirmitir!

Dinimizde cemiyetlesmenın ve cemaat haline gelmenın önemi büyüktür!

Cemiyetleşmede üç unsur var: Emir, idareciler ve idare olunanlar!

Kişi dünyada hangi cemiyet ve cemaatle beraber ise ahirette de o cemaatle hasrolunacaktır!

Degerlerin korunması, hizmetlerin ifası ancak cemaatle olur!

Müşterek davalar, müşterek hizmetler vardır. Bunlar ancak cemaat halinde yürütülebilir!

Allah'ın rahmetinin inmesi, nusretinın gelmesi cemaat halinde olmamıza bağlıdır!

Cemiyetler hem küçük çapta bir devlet numunesi hem de devlete giden bir yoldur!

Fertler bir araya gelecek, kimi taş, kimi çakıl, kimi demir, kimi çimento olacak ve bu parçalar iman ve ihlas kursunuyla birbirlerine kenetlenmiş, sarsılmaz yıkılmaz bir kale olacaktır. ĺslam'ın istedigi cemiyet işte budur ve böyle olacaktır!

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, cemiyetleşme ve cemaatleşme hakkındaki emir ve tavsiyeleri bizzat kendisi tatbik etmiş, Mekke'de kurdugu cemaati, Medine cemaatıyla birleştirerek ĺslam Devleti'ni kurmustur!

Müslümanların birlik olmaları, tek ĺslam çatısı altında toplanmaları hele hele bütün bir ümmeti çok yakından alakadar eden ĺslam'ın devlet devlet ve siyasetini analama ve anlatma, Tebliğ ve telkin etme mevzuunda bir ve beraber olmaları şarttır ve farzdır!

Kur'an cemaati emretmiş, tefrikayı haram kılmıştır!

Kur'an'in ve Şeriat'in etrafinda toplanan topluluk cemaattır, sayıları az da olsa!

Cemaat, kaynak Kur'an, örnek Peygamber diyecek; tâlimati Kur'an'dan, tatbikati Peygamber'den alacak, sünnet'e ve fetvaya uyacak, ne pahasına olursa olsun, taviz verme yoluna asla gitmeyecektir!

Cemaatin kuruluş binasi sağlam temellere oturmuş olacak, icraatında taviz vermeyecektir!

Particilikten vazgeçip, Peygamber metoduna dönmedikçe, kıyamet sabahına kadar bir araya gelip bir taban, bir cemaat oluşturamaz. Ve bir cemaat olusturmayınca da ĺslam'ın devleti mümkün olmayacaktır!

Cemaatleşme Peygamberî bir yoldur!

Cemaatleşme birlestıricidir!

Cemaatleşme saygı ve sevgi getirir!

Cemaatleşme Tevhid'dir ve Tevhid'e götürür!

Cemaatleşme zafere ve devlete götürür!

ĺslam'ın varlığından söz etmenın üç şeyin varlığına ihtiyaç oldugu muhakkaktır:

Cemaat, emirlik ve itaat!

********************************************

- C. Hoca'nın Emir hakkindaki veciz sözlerinden! -    YUKARI


ĺslam'da Emirlik müessesesi çok mühimdir. En az üç kişi bir araya geldiğinde içlerinden birini emir seçmeleri ĺslam'ın emridir. Aksi halde günahkâr olurlar!

Cemaatleşmenin unsurlarından biri de emirliktir!

Emirlik demek, bir amme hizmetinın başına geçmek demektir!

Bir emir seçildigi taktirde ihtilaf azalır, söz birliği olur!

Sayıları üç veya üçten fazla insanların kendilerine bir emir seçmeleri meşrudur!

ĺslam'ın devlet ve cemaat kuruluş ve icraatının temel esasları şu dört şeyden ibarettir:

Ehliyet, adalet, itaat ve müracaat!

Müslümanların genelde müşterek hak ve görevleri vardır. Bunlar birer emanettir. Bu emanetlerin korunması ve yerine getirilmesi bir başın seçimine bağlıdır. Bunu ümmet seçer; Ehil birini seçer. O da adaletle hükmeder ve adaletle davranır!

Devlet hayatında sorumluluk devlet reisinde (Halife'de), cemaatleşme hayatında ise cemaat reisinde toplanır!

Devlet işlerini yürütmekten asil sorumlu olan devlet reisidir!

ĺnsanların salahi, yani birer salih insan olup, huzur içinde yaşamaları ulemanın yanında umeranın yani emirlerin de salahına, islah ve irsadlarına bağlıdır!

Cemiyet ve cemaatlerin, millet ve devletlerin felaketine, uçuruma gitmelerine yine ulemanın yanında umeranın yetersizliği, tembelliği, korkaklığı, fesat ve ifsadi sebep olmuştur!

Emir icraatında, muamelatında ve münasebetlerinde, hüküm ve kararlarında adalet ölçülerine uymalıdır!

Emir, kendi arzusuna, kendi kafasına göre değil de ĺslam'ın adalet ölçüleri ne ise ona göre icraatını yapacaktır!

Emir, faal olacak, aksiyoner olup, üzerine düşeni hakkıyla yapacaktır!

Emir olan zat, ĺslam'ın ahlakına uyacak, Peygamber'in (s.a.v.) ahlakıyla ahlaklanacaktır. Mütevazi olacak, kibirlenme nedir bilmeyecektir!

Emir, cömert olacak, cesaret sahibi olacak, yapılması gereken hizmetlere, istisareden sonra, Ve etrafinla müsavere et, kesin karara vardıktan sonra da Allah'a tevekkül et! mealindeki ilahî fermana uyarak ve Allah'a tevekkül ederek tam bir cesaret ve metanetle o hizmetlere girecektir. Fırsat ve imkânları kaçırmayacaktır!

Emir ketum olacaktır. Sırrını saklayan işlerine hakim olur! şeklindeki Peygamber tavsiyesine uyacak, olur olmaz şeyleri olur olmaz yerlerde konusmayacak, her yerde ve her sözünde ölçülü olacaktır!

Emir yapıcı ve birleştirici olacak, bölücü ve kırıcı söz, fiil ve davranışlardan son derece sakınacaktır!

Emir, her zaman tebaşına karsi merhametli davranacak; ihtiyaçları karsilamada, isleri yürütmede onlara yardimci olacaktır!

Emir, aldatma, zulmetme, zarar verme, siddet gösterme, sert çehre ile karsilama gibi hareketlerden son derece sakınacaktır!

Emir davayi, yani Hakk'in hakimiyyetini malindan da canından da aziz addedecek, üzerine üzerine titreyecek ve üstüne toz kondurmayacaktır!

Emir, üzerine almis oldugu mesuliyetin agirligının daima idraki içinde olup, çok dikkatli, çok uyanik olacaktır!

Emir, her şeyden önce davanın halihazirdaki durumunu muhafaza edecek, onun için gereken tedbirler nelerse onları vaktinde alacaktır!

Bir Emir seçildiği takdirde ihtilaf azalır, söz birliği olur!

********************************************

- C. Hoca'nın Yeni Nesil hakkindaki veciz sözlerinden! -    YUKARI


Yepyeni bir nesil! Yürekli bir nesil! Tevhid'le bütünleşen bir nesil! Milliyetçilik gibi dar ve manasız kalıplara kendisini hapsetmeyen ve ettirmeyen, ümmet olma ruh ve şuuruna sahib, ufuklara doğru kanat açan bir nesil!

Fanilere değil, Rabb'ülâlemin'e kul olup, sonsuzluğa doğru pervazeden bir nesil!

Halk idaresini değil, Hak idaresini arayan başiretli bir nesil! Kur'an'ı kaynak, Peygamber'i örnek alan firasetli bir nesil!

Üç buçuk soysuzun arkasından gitmeyen, hakkı tutup kaldıran, gelmişin keyfi için geçmişe sövmeyen, bu yolda kamçı yemeyi dahi göze alan, şehid olmayı cana minnet bilen suurlu bir nesil!

Mus'ab'lar, Ammar'lar gibi hakkı Tebliğ eden ve Tebliğatını cesaretle yapan, Kur'an'in anayasa, ĺslam'ın devlet olmasını hedefleyen ve bu suretle insanlığı cehennemî bir uçurumun kenarından kurtaran ve kurtarmaya çalışan ve bu çalışması sırasında ilahî çizgiden mlim şaşmayan, taviz verme yoluna asla gitmeyen uyanık bir nesil!

Tağutların batıl sistemlerini, kemalizmin hezeyanlarını tarihin çöplüğüne atan ve atacak olan yiğit bir nesil!..

ĺslam beldeleri yeniden fethe muhtaçtır. Mısır fethe muhtaçtır, şam fethe muhtaçtır, Kudüs fethe muhtaçtır. Ve nihayet kalp mesabesinde olan beldelere bağlı diıer bütün şehir ve kasabalar fethe muhtaçtır!

O halde ilk devirlerde olduğu gibi bir fetih ordusuna ihtiyaç vardır. Öyle bir ordu ki, kurmay ve erleri, can korkusu ve mal sevgisini gönüllerinden atmış; yerlerini imandan kaynaklanan secaat ve cesaretle, cihad ruhundan cosan vecd ve heyecanla, ufukta beliren zafer veya şehid olma askıyla doldurmuşlardır!

ĺşte fetih ordusunun âlamet-i farikası bu! Bilgi ve belgesi bu! Erkek-kadın, yediden yetmişe her hakiki müslüman, bu ordunun tabii eri ve Allah askeridir. Bu orduya katılmayanları veya geri kalanları kurt yer!..

Allah Resülü'nün hadisinde de yer alan bu ordu, Rabb'lerinin nusret ve inayetiyle her türlü engelleri aşacak, başta Mescid-i Aksa olmak üzere, bütün belde ve mescidleri yeniden fethedecek, Kur'an'ı anayasa, Şeriat-i Garra'yi kanun, devleti ĺslam yapacaktır!

Ey inkilabçı dünya müslümanları ve Ey Dünya gençliği!

Sizlere sesleniyor ve diyoruz ki, yeni fatihler sizlersiniz! ĺşgal altında olan gönülleri de, mabedleri de, şehirleri de sizler fethedeceksiniz. Çünkü muhtaç olduğunuz güç ve silah sizlerde mevcuttur. Bunlar Tebliğ sılahı ile iman sılahıdır!

********************************************

- Merhum Emir'ül-Mü'minın'in TAVIZ hakkindaki veciz sözlerinden... -    YUKARI


Dinden taviz vermek demek, ihmal etmek, terk etmek, dinen haram ve mekruh şeylerin yapilmasına müsaade etmek, göz yummak, fetva vermektir!

Dinden taviz vermek caiz değildir, haramdır. Çok ağır cezayı gerektirir!

Taviz, dinden olmayan, dinde yeri ve cevazi bulunmayan şeyleri dinden göstermek, dine mal etmektir!

Dinden taviz vermek, dini katletmek, dini idam etmektir!

Taviz verme din binasına da ve cemiyet hayatında tedavi ve telafisi mümkün olmayan yaralar açar ve açmıştır da!

Taviz vermek felakettır. Allah'in yardımının kesilmesine sebep olur. Üstelik dünyada da ahirette de iki kat azaba müstehak olur!

Taviz verenler ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamazlar!

Taviz hem mükemmel olan bir dini bozma ve hem de insanlık hayatını bozma demektir!

Eğer insanoğlu dini bozma gibi bir felaketin içinde ise, bu felaketin tek sebebi ĺslam ulemasının taviz vermiş olmasıdır!

Her taviz din binasından bir delik açmaktır. Sonradan gelenler, Hz. Musa'nın ve Hz. Isa'nın Tebliğ ettikleri dinden taviz vere vere o dini bugünkü hale getirdiler ve hurafeler bataklığı haline soktular!

Taviz verip imtihanları kaybedenler, lanete uğramışlar, mahvolup gitmişlerdir!

Sizler, sayet bu dine ve bu dinın getirdiği şeriat'a kendi kafanıza göre birşeyler ilave eder veya bir şey eksiltirseniz, onun dengesini bozar, artık dikiş tutturamazsınız. ĺste taviz budur!

Bütün peygamberler ve hakiki din alimleri ve bütün şuurlu müslümanlar, ĺslam'ın başından sonuna kadar her meselesinın, gerçeğin ta kendisi olduğunu müsahede ettiklerinden, kendini bilmezlerin bütün arzu ve isteklerine, baskı ve zorlamalarına rağmen, taviz verme yoluna gitmemişlerdir!

Peygamberimiz'den istenen tavizler: Putlara ibadet etmesi, putları oksaması, putlara dil uzatmaması, onlara yağçekmesi, ibadetleri değistirme istekleri!

Peygamberimiz'den sonra ondan feyiz alan gerek ashab efendilerimiz, gerekse onlardan sonra gelen ihlaslı müslümanlar ve âlimler, dinden taviz vermemişlerdir. Hatta canlarını vermişler de taviz verme yoluna gitmemişlerdir!

Tavizin büyüğü küçüğü olmaz. En küçüğünü verse bile, hem dünya da hem de ahirette azaba müstehak olur!

Imam-i Azam Ebu Hanife Hazretleri, gerek Emeviler devrinde gerekse Abbaşiler devrinde yapılan haksızlıkları tasvib etmemiş, üstelik zaman zaman tenkit etmiş, haksız icraatlarına alet olurum diye, teklif edilen kadılığı kabul etmemiştir. Taviz yoluna girip ĺslam'i rencide etmemiştir. ĺslam'ın adalet ve sahsiyetini hayatı pahasina da olsa muhaza etmiş, makam ve dünyalığını düşünerek bu dinin incimesine sebep olmamıştır!

ĺslam ulemasi ve ümmet Hz. Peygamber'i (s.a.v.) örnek alacak, salabet ve sadakat gösterecek, haktan zerre kadar bile taviz verme yoluna gitmeyecektir!

Hasan el-Benna ve şeyyid Kutup kaleme aldıkları eserleriyle Kur'an hakikatlarıni özellikle ĺslam'ın dünyaya bakan yönünü dile getirmişlerdir. Fakat ĺslam'dan taviz verme yoluna gitmemişlerdir. Ve nihayet hayatlarını bu yolda feda ederek şehidlik mertebesine ermislerdir!

EY MÜSLÜMANLAR! ĺslam'ın meselelerini saklamayın, tahrif edip de değiştırmeyin. ĺslam'ın düşmanlarına yaranmak, yağçekmek veya talep ve arzularını yerine getirmek, makam ve mevki elde etmeyi, mevcut makam ve maasi elden kaçırmamayı göz önüne getirerek, taviz verir müsamaha gösterirseniz davayı kaybedersiniz!

Tavizkâr, müdahin, makam ve mevkiini korumak için karşı tarafa yağçekmek, onlara yaranmak için dinden fedakarlık yapanların yüzünden bu mübarek din bu hale gelmiştir!

Kur'an ayetleri taviz kapısını öyle bir kapatmıştır ki, açık bir menfez, iğnenin siğabileceği bir delik bile birakmamıştır!

Bir müessesenın, bir idarenın taviz vermesi, o müessese ve o idarenın ölümü demektir. Bir kere taviz verme kapısını açtığınız zaman, arkasından bir taviz, onun da arkasından bir taviz, taviz üstüne taviz sürüp gider ve nihayet o müessese ve o idare yıkılıp gider!

Ehl-i batıl şeytanî zekasını kullanarak önce taviz koparma yoluna gitti ve taviz üstüne taviz kopardı. ĺşte bu taviz koparmalardır ki, Tanzimat, ĺslahat, ĺttihat ve Terakki devirlerini hazırladı!

ĺslam'ın cesur, inandığından vazgeçmez, ĺslam düşmanlarına boyun eğip müdahene etmez, çile ve işkencelere tahammülü göze alıp taviz yoluna gitmez âlimlere ihtiyaç vardır. ĺste bunlara Rabbaniyyun ismi verilir!

********************************************

-Emîr'ül-Mü'minîn ve Halîfet'ül-Müslimîn M. Metin Müftüoglu (Kaplan) diyor ki:   YUKARI


ĺlimle karşımıza çıkamıyorlar, ama ne yapıyorlar? Yalan-dolan, her türlü iftira ve çamur atarak karalama yoluna gidiyorlar. Bu da yetmiyormuş gibi, kaba kuvvete başvurarak, susturma politikası uyguluyorlar, yani ağzimıza kilit vurmaya kalkıyorlar.

Bizi susturmak demek, ĺslam'i susturmak demektır, Kur'an-i susturmak demektir, Peygamber'i (s.a.v.) susturmak demektir! Buna da kimsenın gücü yetmez! Ne yaparlarsa yapsınlar, yine biz gâlip, onlar da mağlup olacaklardır! Çünkü Allah'in vaadi sarih ve kesindir! Yeter ki, O'na teslim bayrağını çekelim!

Almanya'da hukuk devleti yok mu? ĺster istemez akla bu sual gelmektedir. Almanya'da hukuk devleti yok mu? Yoksa ya ne var? Yoksa polisiye devleti mi var? Almanya'da ne din hürriyeti var, ne fikir hürriyeti var, ne çalişma hürriyeti var, ne de yaşama hürriyeti vardır. Yani can emniyeti yoktur, her an tehlikedeyiz. Ne mal emniyeti var, ne de can emniyeti vardır. Yine her an hanelerimize tecavüz edebilirler. Dikkat edeceksiniz, her an tekrar camilerimize köpekleriyle gelebilirler, her an mallarımızı gasp edebilirler. Nitekim Alman devleti anlaşmayı bozdu ve kalleşlikleri ortaya çıktı. Dikkat edin; Onlar sözlerinde durmadılar, ahitnameyi çiğnediler...

(3 Mayıs 1998)

Emir’ül-Mü’minın ve Halifet’ül-Müslimin M.Metin Müftüoğlu (Kaplan) Hoca’mızın Zindan Sözleri

„Evet, hapishaneler bir mektep ve bir eğitim yeri mesabesindedir. Boşuna oralara Medrese-i Yusufiye denmemiş! Bu Medrese-i Yusufiye herkese nasib olmaz. ĺstesen de seni o mektebe kaydetmezler. Mevlâ kimi dilerse, ona verir. Bunda da hikmetler vardır. Yeter ki, orasını medrese olarak kullanabilesin! Ne mutlu sana!..

Buranın manevî bir yönü var; Tabi ki bilene, bilmeyen havasını alır, günleri boşuna geçmiş olur. Dakikası dakikasını, saniyesi saniyesini Allah için değerlendirmek lazımdır. Öyle günlerini elinde tesbih, olta atarak geçirirsen, sadece elinde yorgunluk kalır o kadar!“

„Hapishanenın müslümana verdiği mesaj: Sabır, tevekkül, kuvvetli bir iman, cesaret, bilevlenme, zafere götürecek bir köprüdür. Sonuç Allah’ın rızası ve kısa yoldan cennete gidilmesidir!

Ben sabrın nasıl bir cevher olduğunu dışarıda biliyordum da, bu kadarını ve daha fazlasını da Medrese-i Yusufiye’de öğrendim. Meğerse sabır büyük bir kalkanmiş. Tabi ki, bilene!..

Mevlâ’mız hepimizin sabrını kat kat artırsın ve mukavemetini de geliştırsin! Amin!..“

„Evet, tek suçumuz budur: Zaten Köln belediyesinden gelen ilk mektupta da yazıldığı gibi, „Sizin sadece Halife ünvanınız olması bile suçtur. Hiçbir şey yapmasanız bile o suç olarak yeter!“ diye yazmışlardı. Ondan sonra da ağzımıza kilit vurmak için cezalar peşpeşe gelmeye başladı. Yani fikir hürriyetimiz vesaire kısıtlanmaya başlandı.

Yukarıda da dediğim gibi: Biz bunun batınî yönünü ele almamız lazımdır. Yani manevî yönden de değerlendirerek, kendimizi ve müslümanları teselli etmekteyiz. Ayette de geçtiği gibi: „Onlar dünya hayatından bir görünüşü bilirler. Ahirette ise onlar gâfil olanların ta kendileridir.“ (Rum, 7)

Dinin hatırı için, Allah rızası için bu zorluklara katlanıyoruz! Ve inşaallah Mevla’mızın yardımıyla bu zorlukları aşacağız. Her yokusun bir inişi, her zorun bir kolayı, her mesakkatin da bir rahatlığı vardır ve olacaktır!

Ve şunu dost-düşman iyi bilsin ki: Bizler Allah’in izniyle içeride de olsak, dışarıda da olsak ĺslam’in gerçeklerini, Kur’an’in hakikatlarını anlatmaya devam edeceğiz! Bu bizim imanımızın gereği, dinimizin emridir! En tabii hakkımızdır; Kimse bu hakki bizden alamaz!

ĺslam’in mutlaka devleti vardır ve farzdır. Müslümanın buna inanması elzemdir!

Bu yazdıklarımızın hepsi doğrudur, haktır, gerçektir ve ĺslam’ın ta kendisidir! Eğer yalanımız, yanlışımız varsa hodri meydan; Tüm dünyayi açık oturuma davet ediyorum!“

Emir’ül-Mü’minın ve Halifet’ül-Müslimin Muhammed Metin Müftüoğlu (Kaplan)

Hoca Efendi’nin Veciz sözlerinden:

“Bizler Allah’ın izniyle içeride de olsak, dışarıda da olsak ĺslam’ın gerçeklerini, Kur’an’ın hakikatlarını anlatmaya devam edeceğiz. Bu bizim imanımızın gereği, dinimizin emridir! En tabii hakkımızdır! Kimse bu hakki elimizden alamaz!“

“Elhamdülillah, biz O’na tevekkül etmişiz! Ne yaparlarsa yapsınlar bize vız gelir. Bizim cesedimizi belki ortadan kaldirabilirler, ama içimizdeki imanımızı, zikrimizi, fikrimizi, davamizi öldüremezler! Hz. Muhammed (s.a.v.) öldü, ama Onun davası bütün bir dünyaya yayıldı!“

“Şu da bir gerçek ki, layik olmayanlar bu harekette barinamazlar ve bugüne kadar da barınamamışlardır. Tabii, bu davada sonuna kadar kalmak kolay bir iş değildir. Laf işiteceksin, sopa yiyeceksin, taşlanacaksın, dövüleceksin, sövüleceksin, sürüleceksin, hapse gireceksin, icabında da idam edileceksin... Hep peygamberler ve Allah dostları bu yoldan geçmişlerdir. Kırılmışlar ve neticede kazanmışlardır. Bu işin modeli de bu, kaderi de bu! Çünkü Sünnetullah, yani Allah’ın değişmez kanunu budur! Onun için bu harekette kalıp mücadele etmek cesaret ister, selabet ister,

secaat ister, celadet ister, velhasıl kaba tâbirle heriflik ister, heriflik!“

“Bizim hapse girmemiz nedir? Bir kırılmadır! Ve semeresini de Mevlâ’miz inşaallah bir gün verecektir!“

“Almanya’da ĺslam gereği gibi bilinmiyor. Onun için Allah’ın (c.c.) inayet ve izniyle yediden yetmişe Alman milletine Tebliğci olarak ĺslam nedir ne değildir öğretmeye çalışacağız!“

Emir’ül-Mü’minin ve Halifet’ül-Müslimin Muhammed Metin Müftüoğlu (Kaplan)

Hoca Efendi’nin Veciz sözlerinden:

Siz yolda yürüyorsunuz, önünüze bir engel çıktı, işte orada bekliyeceksiniz, asla taviz vermeyip, Mevla’ya teslim olacaksınız Sonunda önünüz açılır, siz de sabırlı bir şekilde hedefe doğru rahat rahat yürürsünüz iste buna kırılma denir.

„Canım, şöyle yan taraftan geçeriz“ diye taviz verirseniz, Allah’ın yardımı da kesilir, sizde yalnız kalır ve sittîn sene beklersiniz. Buna da eğilme denir.

Iste elhamdülillah Ne Merhum Halife’miz egildi, ne de simdiki Halife’niz egildi, ikişi de egilmediler Ama kirildilar Biraz sabirli olursak, evvelallah yine yolumuza devam ederiz..

şu da bir gerçek ki, layik olmayanlar, bu harekette barınamazlar ve bugüne kadar da barınamamışlardır. Tabii, bu davada sonuna kadar kalmak kolay bir iş değildir. Laf işiteceksin, sopa yiyeceksin, taşlanacaksin, sövüleceksin, sürüleceksin, dövüleceksin, hapse gireceksin, icabında da idam edileceksin.. Hep Peygamberler ve Allah dostları bu yoldan geçmişlerdir. Kırılmışlar ve neticede kazanmışlardır. Bu işin modeli de bu, kaderi de bu Çünkü Sünnetullah, yani Allah’in değismez kanunu budur.

Onun için bu harekâtta kalıp mücadele etmek ceşaret ister, selabet ister, secaat ister, celadet ister, velhasıl kaba tâbirle heriflik ister, heriflik

Imam-i Azam Hazretleri’ni bilirsiniz; O da eğilmedi, ama kırıldı Günlerinın sonu-nu hapishanede ve her gün kırbaçlanarak geçirip, canını vermiştir. Sonunda, O„Büyük ĺmam“ ünvanını almıştır. Bu bir misal, daha binlerce misal verilebilir.

Biz yani Halife’niz) hapse girdik diye üzülmeyin ve her gün dua ederek, ayet-i celile’yi okuyup birbirinizi müjdeleyin: „O da Allah’tan bir nusrettir ve yakın bir fetihtir. Ve mü’minleri müjdele“ Saff, 13)

Bizim hapse girmemiz nedir? Bir kırılmadır Ve semeresini de Mevlâ’miz inşaallah bir gün verecektir.

Beni ilk ziyarete geldiğinde Fatih’e de söylediğim gibi size de aynı sözü hatırlatırım:

„Oğlum, üzülecek bir şey yok Ka-derde ne yazılı ise o olur. Biz o büyük kapıya sığinmışız. şu anda Allah babanızı imtihan ediyor. ĺnsaallah imtihanı başarı ile vereceğim“

Size de aynısını diyorum: „Allah Halife’nizi imtihan ediyor“

Çünkü bu dünya imtihan dünyasıdır. Kimimiz dışarıda imtihana tabi olur, kimimiz de bizim Halife’niz) gibi içeride imtihana tabi olunur Mühim olan pişmanlık duymamak ve sabırlı bir şekilde hareket edip, Rabb’isi, Ibrahim a.s.)’i imtihana tabi tuttu, o da cevaben, „O da âlemlerin Rabb’ine teslim oldum“ Bakara, 131) dediği gibi demektir.

ĺslam’ın müdafii ve muhafizları olacaksınız Kur’an’i elinize, Peygamber’i de önünüze alarak, ĺlim meydanında rakiplerinizi, muarizlarınizi, muhaliflerinizi bir bir tutup, sırtlarını tuşa getıreceksiniz. Bir pehlivan gibi güreş meydanında dönüp dolaşacaksınız..

Bugün Türkiye’de ĺslam yarım ve yanlış öğretilmiştir Yine sizin göreviniz yarımı tamamlamak ve yanlışı da düzeltmektir

Halkımıza ĺslam yarım öğretilmiştir; „Namaz, oruç, hacc, zekât gibi ibadetleri yerine getirirseniz bunlar yeter. Kimsenın etlisine sütlüsüne karışmayın Emr-i bil-mâ’ruf ve nehy-i anıl-münker yapmayın“ denilmektedir.

Okumuşlar, sözde profesörler de ĺslam’i yanlış bellemişler ve „ĺslam bir vicdan işidir“ diyorlar. Kendileri ĺslam’ın esas siyasetini öğrenmemişler veya öğrenmek istememişlerdir.

Önemine binaen yine tekrar edelim:

„ĺslam hem dindir, hem devlet Hem ibadettir, hem siyaset“

Ya cevap, ya kabul

Bu yazdıklarımız yüzde yüz doğrudur, aynı zamanda haktır ve ĺslam’in ta kendisidir! Bizde asla taviz yoktur! Hiç kimse de yanlış ve hatalarımızı bulamamakta, ancak kendilerine yedirip gelip teslim olamamaktalar. Tabii bu da bir nasip meselesidir! Bu büyük dava herkese nasip olmaz!

Niye yanlış ve hatalarımızı bulamıyorlar? Çünkü, „Kaynak Kur’an, örnek Peygamber!“ diyerek yola çıkmışız. Evvelallah kimse bizim sırtımızı yere getiremez! ĺste hodri meydan! Tenkide ve açık oturumlara hazırız! Buyursunlar; Ya cevap, ya da kabul!..

Bu harekete karşı çıkmak, ĺslam’a karşı çıkmak demektır!

ĺlimle karsimıza çikamiyorlar, ama ne yapiyorlar? Yalan-dolan, her türlü iftıra ve çamur atarak karalama yoluna gidiyorlar. Bu da yetmiyormus gibi, kaba kuvvete başvurarak, susturma politikasi uyguluyorlar, yani agzimıza kilit vurmaya kalkiyorlar.

Bizi susturmak demek, ĺslam’ı susturmak demektir, Kur’an’ı susturmak demektir, Peygamber’i (s.a.v.) susturmak demektir! Buna da kimsenin gücü yetmez! Ne yaparlarsa yapsınlar, yine biz gâlip, onlar da mağlup olacaklardır! Çünkü Allah’in vaadi sarih ve kesindir! Yeter ki, O’na teslim bayrağını çekelim!

Mevla’nın yardımıyla ya bugün ya da yarın Hilâfet Devleti Anadolu topraklarına hâkim olduğu zaman, yeryüzündeki acılar son bulacaktır. Çünkü bu acıların başlangıcı Hilâfet’in ilgasi ile başlamıştır. Acıların dinmesi, tekrar Hilâfet Devleti’nin çatısı altında müslümanların toplanmasıyla mümkün olur!

 
 

Cemaleddin Hocaoğlu, Anadolu sakinlerinden olup, Reşid ve Hatice’den doğmadır.

Erzurum vilayetine bağlı ĺspir kazası Dangis (yeni ismi Gündoğdu) köyünde dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi miladî olarak 1926’dır. Rumî olarak ise 1342’dir. Hicrî tarih olarak da 1347’dır.

Askerliğini yaptıktan sonra ĺlkokul, Ortaokul ve Lise tahsilini haricten vermek suretiyle, üç sene civarında Erzurum Lisesi’nden mezun olmuştur.

Yaş 36 olmuştu. Mezkûr mektepleri bitırdikten sonra bir de üniversite tahsili yapmak üzere Ankara ĺlahiyat Fakültesi’ne kaydolmuş, 40 yaşına yaklaşınca bu fakülteden mezun olmuştur.

ĺmamlık, Vaazlık, Müfettişlik, Diyanet ĺşleri Personel Dairesi Başkanı, Diyanet ĺşleri Reis Muavinliği, Adana Müftülüğü, Türkiye Din Görevlileri Federasyon Azalığı, Avrupa Milli Görüş Teşkilatları Tebliğ ve ĺrşad ve Fetva Komsiyonu Başkanlığı, ĺslamî Cemiyet ve Cemaatler Birliği Umumî Reisliği, Anadolu Federe ĺslam Devleti Reisliği ve nihayet Hilâfet Devleti Reisliği, yani „Emîr’ül-Mü’minîn ve Halîfet’ül-Müslimîn“ vazifelerine getirilmiştir. Bunlardan bir kısmında vazife müddetleri kısa olmuş ise de bir kısmında uzun olmuştur. Mesela müfettişlik gibi bazı vazifeler altı ay gibi kısa süreli olmuş, imamlık vazifesi 11 sene, müftülük vazifesi 15 sene sürmüş, ĺslamî Cemaatler Birliği Emirliği 10 sene olmuştur.

70 yıl sonra dibe-köşeye itilen, hor ve hakir görülen Hilâfet Devleti'ni cesaretle ihya ve ilan eden, Emîr'ül-Mü'minîn ve Halîfet'ül-Müslimîn Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan) bin Reşid uğruna mücadele verdiği Rabb'isine, 15 Zilhicce 1415'e tekabül eden (15 Mayıs 1995) Pazartesi günü saat 12.50’de Hilâfet bayrağı altında kavuşarak şehadet şerbetini içmiştır.

Bu vesileyle Hilâfet Devleti'nın şûra üyeleri, müslümanların bir saat bile Halife'siz kalması caiz olmadığından 16 Zilhicce 1415 (16.05.1995) günü bir toplantı yaparak, Hilâfet makamına Merhum Halife'mizin tavsiyesini de nazar-ı itibare alarak, Ulûm-i Arabiyye ve Ulûm-i şer'iyye'yi babasının rahle-i tedrisatında tâlim ve tahsil yapan Muhammed Metin Müftüoğlu (Kaplan) Hoca'yı Halife olarak seçtiklerini ve bey'at etmiş olduklarını bütün bir dünyaya ilan ettiler.

   
www.seriat.net. Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz