English
Deutsch
Kürtce
 

ANA SAYFA

 
Cemaleddin Hocaoğlu
 
M.Metin Müftüoğlu
 

E-Mail

Kitaplar:

Hilafet ve Halife

Beyyine - 1 -

Beyyine - 2 -

Beyyine - 3 -

Beyyine - 4 -

Hakimiyyet -5 -

M.Kemal (Bilgiler)
LAİKLİK

8 Kasım 201
33.Senesini dolduran Hak Hareketi
285610 dan beri

 

F E T V A L A R Cemaleddin Hocaoğlu (r.a.)

Sual: Bir kimse çekilmeyecek derecede hasta olup, bir an evvel ölmesini mesela iğne ile öldürülmesini doktordan isteyebilir mi?

Cevap: Bir insanı velev ki, ölüm döşeğinde bulunsun, velev ki kendi emriyle olsun öldürmek bir cinayettir.

Bunun da uhrevî mesuliyeti pek ağırdır.       

ayet-i kerime’si, böyle bir cinayeti katiyyen nehyetmektedir. Yani: „Allahü Teala’nın haram kıldığı nefsi de öldürmeyiniz, haklı yere olan müstesna. İşte size bunu vasiyet buyurmuştur. Ta ki düşünesiniz!“ muktezasına göre hareket edesiniz. Akla, hikmete muhalif harekette bulunmayasınız.

Kütüb-i Fıkhıyye’mizde ve bilhassa „El-Muhalla“da yazıldığı üzere can vermekte olan bir insan da tam hakk-ı hayata malik bir insandır, hatta cesedinin yarısından canı çekilmiş olan bir insanı öldüren, onun kanını zamin olur. Şüphe yok ki, böyle bir insan da tam zî-hayat hükmündedir. Bunun içindir ki, bir insan bir illetten veya bir cerihadan veya amden veya hataen yapılan bir cinayetten  dolayı teslim-i ruh edecek bir halde iken bir karib-i vefat etse, o karibe varis olur. Kendisine bir malını vasiyet etmiş olan bir kimse vefat etse o mala vasiyet tarikiyle temellük eder. Ve bir gayri müslim bu halde aklı başında olarak İslamiyet’i kabul etse, ihtidası makbul, kendisine müslüman olan karibleri var ise vâris olur.

Demek bu insan tam hukuka malik zî-hayat bir şahıstır. Ehl-i şeriat’tan vesaireden iki kimse tasavvur olunamaz ki, bu insanın bu hayatında ihtilaf etsin. Artık böyle zî-hayat bir insanı haksız yere öldürmek İslam hukukunca katiyyen haramdır, memnudur. Böyle bir şahsın kendi ölümünü tacil etmesi, kendisinin öldürülmesine razı olması, emir vermesi asla helal olmaz. Binaenaleyh böyle bir insanı öldüren, şüphe yok ki, masum bir nefsi öldürmüş olur. Artık onu amden kim katl ederse hakkında ya kısas, ya da diyet veya mufadat lazım gelir. Ve onu kim hataen katl ederse kendisine keffaret, akilesi üzerine de diyet lazım gelir. Nitekim bu hususu ileri de izah edeceğiz.

Şüphe yok ki, hayatımız bir vedia-i ilahiyye’dir. Bir müsaade-i şer’iyye olmadıkça bunu başkalarının izale etmesi asla caiz olamaz. Son nefeslerini yaşadıklarına etibbanın kani oldukları nice hastaların bilahare şifa bularak senelerce yaşadıkları daima görülmektedir. Hali ihtizarda bulunarak pek şiddetli elemler içinde kıvrandığı bahanesiyle bir hastanın hayatına bir an evvel hatime vermek salahiyeti, bir çok cinayetlere sebep olabilir. Birçok suikastler bu bahane ile cezadan berî olarak irtikab edilebilir. Bunun muayyen bir mikyası olamaz, bir kaç kişinin buna lüzum göstermesi, bu hususta bir kaç kimsenin karar vermesi, melhuz fecayii bertaraf edemez. Hastanın geçtiği ıztırabat saikasıyla veya hangi mulahazat sebebiyle bu öldürülmesine muvafakat etmesi de böyle bir cinayete meşruiyet veremez. Doğrusu budur ki, böyle bir hareket, keyfî kanaatlere istinaddan hali olamaz, bir nice gayri ahlakî neticelere müncer olmaktan kurtulamaz.

Şunu da düşünmelidir ki, dinî bir terbiyeye malik olan insanlar, çektikleri hastalıkların, ızdırapların mükâfatına nail olacaklarına kanidirler. Onları muvakkat bir ızdıraptan kurtarmak için bu ebedî mükâfattan mahrum bırakmak doğru olamaz. şifa bulmak için insan ne acı zehirli ilaçlara tahmmül eder. Ya ebedî bir hayata, bir saadete nailiyet için muvakkat bir elem ve ızdıraba tahammül edemez mi?

Velhasıl: Böyle bir bahane ile yapılan katillerin uhrevî mesuliyeti de tasavvurların fevkindedir. (Hukuku İslamiyye Kamusu, c. 3, sf. 45)




Sual: Bir müslüman kadın saçını kesebilir mi? Hükmü nedir?

Cevap: Kesemez! Saçlarını kesmesi kerahetten hali değildir. Ancak, hastalık yapması hali müstesna. Hastalık yaptığı tecrübe ile sabitse o zaman, hastalık yapmayacak kadar kısaltabilir.


Sual: Sayın Hocam! Bir kadın 12 ilim yapmış ve icazetini de almış. Bu kadın halife, yani devlet reisi olabilir mi?

Cevap: Bir kadından halife, yani devlet reisi olmaz! Şöyle ki, imametin şartlarından bir tanesi de erkek olmaktır. İmamete ehil olmanın şartlarını sıralarken bu şartlardan biri de erkek olmasıdır. (Hilâfet ve Halife, Ömer Nesefi, Taftazani’ye bakınız!)

Bir hadis-i şerif’te „İşlerinin başına kadınları geçiren toplumlar asla iflah olamaz!“ buyurulmuştur.

Not: Kadınlardan ne Peygamber, ne de devlet reisi olur. Ancak kadınlar, peygamberleri ve devleti reislerini doğuran ve aynı zamanda en güzel terbiye eden aile müessesesinin mürebbisidir.


Sual: Bir kadın ölmüş olan kocasını yıkayabilir mi? Veya bir erkek ölen karısının cenazesini yıkayabirlir mi?

Cevap: Evet, bir kadın sağ iken kocasını banyoda yıkadığı gibi öldükten sonra da cenazesini yıkayabilir, bu caizdir!

Bir koca ölen karısını yıkayamaz. Ancak yüzüne bakabilir!


Sual: Bir erkek hanımına tazir cezası verebilir mi? Yani onu dövebilir mi?

Cevap: Evet tazir cezası verebilir. Dövebileceği sebepler bellidir. Şöyle ki:

1- Süslenmeyi terk ederse,

2- Yatağa davet edince gelmezse,

3- Namaz kılmazsa,

4- Cünüplükten yıkanmazsa,

5- Kocasından izinsiz evinden çıkarsa.

İşte bu gibi mevzularda kocanın karısını dövme hakkı vardır.

şurası da çok iyi bilmelidir ki, erkek karısını öyle eften püften şeylerle dövemez!

Yine de hemen dövmeye kalkışmamalı. Kur’an’da anlatıldığı gibi, ona öğüt ve nasihatta bulunmalı, ikâz ve irşada çalışmalıdır.

Bir hadis’te varid olduğu gibi: „Kamçıyı eksik etmemelisin ve ev halkının görebileceği yere onu asmalısın!“ (Et-Taberanî, Fil-Kebir)

  


   
www.seriat.net. Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz