Seriat.net
image_pdf

Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

„Kim Allah’ın sultanına (Halife’ye) yeryüzünde ihanet ederse Allah da o kimseyi hor ve hâkir kılar!“ (Tirmizi, Fiten, Ahmed İbn-i Hanbel Müsned)

 

„Yeryüzünde Allah’ın sultanını zelil kılmak için karşı harekete geçen hiç bir kavim yoktur ki, Allah onları zelil kılmasın!“

(Şerh’üs-Sünne, İmam Bagavi)

 

Dünya müslümanlarının dinî ve siyasî lideri, Hilâfet Devleti’nin hadimi, Ümmet-i Muhammed’in vebalini omuzlayan müslümanların Halife’si ve yeryüzünde Zıllullah olan, yani Allah’ın gölgesi ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in vekili olan muhterem, dirayetli, mücahid ve kahraman Halife’miz İslam düşmanlarının emir ve tâlimatı üzere 25 Mart 1999 tarihinde düzenlenen cani ve insanlık dışı bir baskınla kaçırılıp esir edilmiştir. Maalesef İslam’ın yeryüzüne hâkim olmasını istemeyen İslam düşmanları, İslam dininin izzet ve şerefi ile oynadılar, Halife’mizi tutsak aldılar. Bundan daha acı, daha korkunç zillet olabilir mi?!.

20 aydan beri Halife’miz Muhammed Metin Müftüoğlu (Kaplan) Hoca’mız, (Allah Onu korusun, yüceltsin ve düşmanlarını kahretsin!) esaret hayatı yaşamaktadır. Ve 8 Şubat 2000 tarihinde bir fiyasko biçiminde başlayıp skandallarla 9 ayı aşkın bir zamandır devam eden ve geçtiğimiz hafta 56. duruşması yapılan Düsseldorf Eyalet Yüksek (!) Mahkemesi’nin verdiği siyasî bir kararla ayet ve hadis okuduğu ve bunlara sahip çıktığı gerekçesi ile muhterem Halife’miz  4 yıl zindan hayatına mahkûm edildi.

Aslında hüküm giyen Halife’mizin nezdinde Kur’an ayetleri ile Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sözlerinden ibaret olan hadis-i şerif’lerdir. Mahkemenin bu kararı bilhassa Alman idarecileri ile hukukçularının İslam dinine ve müslümanlara bakış açısını sergilerken, İslam’a da ne kadar düşman olduklarını ve içlerinde kin beslediklerini de ortaya koymuş oldu. Bu karar başta Alman tarihi olmak üzere tüm hukuk kuralları çiğnenerek verilmiş ve tarihe kara bir leke olarak geçecektir!

 

Neydi Halife’mizin suçu ki, kendisini 4 yıla mahkûm ettiler?

Halife’miz ne yapmış? Hırsızlık mı yapmış? Adam mı öldürmüş? Terör hareketinde mi bulunmuş? Eşkiyalık mı yapmış? Hayır! Yine de hayır, hiç biri değil! Halife’mizin suçu sadece ayet-i kerime’de de geçtiği gibi, „Rabb’im Allah’tır dediğinden dolayı!“ kendisi hapsedilmiştir.

 

Halife’miz ne yapmış?

„Allah birdir!“ demiş, „Rabb’imiz Allah’tır!“ demiş, „Allah’dan başka ilâh yoktur!“ demiş, „Biz müslümanız!“ demiş, „Biz Şeriat’a hürmet ederiz!“ demiş, „İslam hem dindir, hem devlettir!“ demiş, „İslam hem ibadettir, hem siyasettir!“ demiş, „İslam’ın devleti varsa, onu korumaya, yoksa onu kurmaya çalışmak, erkek-kadın her müslümana farzdır!“ demiş, „Ahirette namazdan, oruçtan, haccdan sorulacağı gibi, İslam’ın devletinden de her müslümana aynen sorulacaktır!“ demiş, „Hâkimiyyet kayıtsız ve şartsız Allah’ındır!“ demiş, „İslam bir bütündür, asla parçalanamaz!“ demiş, „Tevhid’e evet, şirke hayır!“ demiş, „M. Kemal bir puttur“ demiş, „Kemalistler de putperesttirler!“ demiş, „Yirminci asrın putları sistemlerdir!“ demiş, „Putperestleri de beşerî sistemlerin arkasından gidenlerdir!“ demiş, „İslam’da parti yoktur!“ demiş, „Partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biridir!“ demiş, „Demokrasi de bir puttur!“ demiş, „Şeriat’a bağlıyız, Halife’ye de sahibiz!“ demiş, ve „Ben müslümanım, terörist değilim. Terör örgütü kurmadım. Hilâfet Devleti vardır ve bende bu devletin başındaki Halife’yim!“ demiş ve hiç bir zaman yılmadan, yorulmadan ve usanmadan hakkı ve hakikatı her yerde ve her zaman kalemi ile yazmış, diliyle ile söylemiş ve konuşmuştur. Söyledikleri sözden ve yazdıkları yazılarından asla taviz vermemiş mertçe ve cesaretle ben bunu söyledim ve yazdım ve altında imzamda vardır demiştir. Bazıları gibi sözünden dönmemiş, yalpa yapmamıştır.

Mücahid Halife’miz bunları yaparken İslam’ın gerçeklerini söylemeyen kimselerin yarın Mahşer-i Kübra’da ağızlarına ateşden gem vurulacağını ve Peygamber’in hadis’inde „Ya hakkı konuş veyahut da sus!“ gerçeğini bildiğinden ve Kur’an’ın tâbiri ile eşek ve köpek bel’am tipli hocalara benzememek için var gücü ile İslam’ın gerçeklerini, Kur’an’ın hakikatlarını açık net bir çekilde anlatmış ve dile getirmiştir. Hepimiz buna şahidiz! Yarın Rabb’imizin huzurunda Halife’mizin yaptıklarına ve gerçek manada Peygamber (s.a.v.) varisi olduğuna dair samimiyetle şahidlik yaparız ve yapacağız da!

Alman makamları tarafından bundan yaklaşık dört sene önce Halife’mize gönderilen mektupda konuşma yasağı getirmeleri ve „Kendinize müslümanların Halife’si ünvanını vermeniz bile zaten sizin İslam devleti için faaliyet gösterdiğinizi isbatlamaktadır!“ cümlesi ile anlıyoruz ki, bunlar Kur’an’ın anayasa, Şeriat’ın kanun ve devletin İslam devleti olmasına karşıdırlar. Bunlar azılı İslam ve Şeriat düşmanıdırlar. İslam’a düşman olmasalardı, bayram arafesinde camilerimizi basıp, müslümanların saatlerce ibadetine engel olup, hakaretler etmeleri ve İslam’ın temsilcisi Halife’mizi kaçırıp esir etmezlerdi. Bu hareketleri ile de İslam düşmanı oldukları açıkça anlaşılmıştır.

 

Biz müslüman olarak inanıyoruz ki, bu gibi hadiseler başımıza gelmeden, eski ümmetlerin başlarına gelenler bizlerin de başına gelmeden, cennete kolayca giremeyiz. Kul sıkışmadan hızır yetişmez derler! Rabb’imizin sarih vaadi gerçekleşecek ve yüce Allah (c.c.) biz muvahhid kullarına nusret ve fethi gösterecektir! Biz ümit ediyoruz ki, Rabb’imiz Hz. Yusuf’u zindandan çıkarıp Mısır’a sultan yaptıysa, inşaalah Zıllullah olan Halife’miz de zindandan çıkacak ve Anadolu’nun varisi olacaktır. Hiç kimse yarın ne olacağını bilemez. Her şey Allah’ın elinde ve iradesindedir. Hiç ummadığımız yerden kapılar açar ve bizleri görmediğimiz ordularıyla zafere koşturur!

Yüce Allah (c.c.), kendi dini için 20 aydır zindan hayatı yaşayan muhterem Halife’mizin yar ve yardımcısı olsun, cesaret ve metanetini arttırsın, küfre karşı tavizsizliğini daim eylesin! Rabb’imiz bir an evvel Halife’mizin esaretini sona erdirsin ve bizleri Halife’siz zillet içerisinde yaşatmasın!

image_pdf

„Onlar ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. (Allah’ın nurunu yeryüzüne hâkim olmasına engel olup önüne sed geriyorlar. Allah’ın dinini devlet yapmak isteyenleri yok etmek isteseler de!) Halbuki kâfirler hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır!“ (Saff, 8)

Ağzıyla üfleyerek güneşi söndürebileceğini düşünenler veya güneşi balçıkla sıvamak isteyen kâfirler, müşrikler, putperestler, miladî 2000 yılına müslümansız girmeyi planlayan küfür âlemi, „Biz bunların Halife’lerini zindana attırmakla artık Ayasofya’da kılınacak olan Cuma namazına engel olduk!“ diye sevinen kemalistler ve Almanya Federal Başsavcılığı istemese de Allah (c.c.) nurunu tamamlayacak, başta Anadolu toprakları olmak üzere tüm İslam âleminde Kur’an anayasa, Şeriat kanun ve İslam devlet olacaktır.

Müslümanları yok etmek ve bitirmek amacıyla 8 Şubat 2000 tarihinde açılan ve 15 Kasım 2000 yılında görünüşte müslümanların aleyhine gibi görünen kararla Halife’nin nezdinde İslam’ın yargılandığı mahkemenin kararı, Hilâfet’in icraat ve ikamesine vesile olacaktır!

Yukarıdaki ayet-i kerime bunun habercisidir, müslümanlara müjdecisidir!

Başta muhterem Halife’miz Muhammed Metin Müftüoğlu (Kaplan) Hoca’mız (Allah onu korusun ve yüceltsin!) olmak üzere iki Hilâfet Devleti erinin de yargılandığı mahkeme, İnayet-i Hakk’la hayra ve İslam’ın devleti Hilâfet Devleti’nin en garip bir zamanda icraata geçmesine vesile teşkil edecektir. Çünkü hayrın arkasında şer, şerrin arkasında da hayır vardır!

 

Yargılanıp mahkûm edilen: İslam’ın Halife’si M. Metin Müftüoğlu (Kaplan) Hoca’mız! Onun nezdinde İslam dini mahkûm edilmek, Kur’an-ı Kerim susturulmak ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)ve hadis-i şerif’leri yargılanmak istenmektedir!

 

Yargılayan: İslam düşmanları, emperyalistler, siyonistler ve bunların güdümündeki işgalci kemalist çete!

 

Suç unsuru: İslam’ın devlet, Kur’an’ın anayasa ve Şeriat’ın kanun olması yönündeki talep! Yeryüzündeki zulmün, vahşetin, haksızlığın ve esaretin sona erdirilip, insanların kullara değil, sadece Yaratan’a kul olması isteği!

 

Evet, bunları anlatmak, dile getirmek ve savunmak müslüman olarak, İslam dininin mensupları olarak başlıca vazifemizdir, dinimizin ve inancımızın gereğidir ve tek kelime ile Allah’ın (c.c.) emridir. Bizlerin dinimizi yaşamamız ve o uğurda mücadele vermemiz küfrün kanunlarına göre suç sayılıyorsa, o halde biz müslümanlar suçumuzu kabul ediyoruz; Çünkü biz İslam’ın devlet, Kur’an’ın anayasa ve Şeriat’ın kanun olmasını istiyoruz. Ve bunu istediğimizden dolayı kemalistlere göre „Vatan haini, millet ve devlet düşmanı“ olarak nitelendiriliyoruz.

 

Artık kemalistlerin baskısı ile Avrupa’da da İslam’ın devletine talip olduğumuz için bugün yargılanıp mahkûm ediliyoruz!

Ama bütün bir dünya bilmelidir ki, bunlar bizim için suç değil, birer şereftir! Zaten müslüman olarak bizler bunun için yaşamaktayız!

Bundan 14 sene önce Almanya’nın „Düsseldorf Yüksek Eyalet Mahkemesi“nde Halife’miz nezdinde İslam dinini yargılamak, Hz. Peygamber’i (s.a.v.) mahkûm etmek ve yüce Kitab’ımız Kur’an-ı Kerim’i susturmak isteyen Federal Başsavcı’ya ve Yüksek Eyalet Mahkemesi hâkimlerine Rabb’imizin şu ilahî emrini hatırlatırız:

„Zulmedenler, yakında nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!“ (Şuara, 227)

image_pdf

25 Mart 1999 yılının Perşembe günü silahlı, maskeli kişilerce kaçırılarak tutsak edilen Emîr’ül-Mü’minîn ve Halîfet’ül-Müslimîn Muhammed Metin Müftüoğlu (Kaplan) Hoca Efendi’nin nezdinde İslam hüküm giydi. 8 Şubat 2000 tarihinden beri yargılanmakta olan ve yaklaşık 20 aydır tutuklu bulunan Halife’mizin nezdinde, Kur’an ayetleri ve Peygamber hadis’lerinden ibaret olan İslam’ın fetvasına ceza verildi. Halife’miz ve Hasan Basri Hoca’mız için hâkim kararını açıkladı. Hâkim ilk salona girdiğinde hemen kararını okuyarak, Emîr’ül-Mü’minîn ve Halîfet’ül-Müslimîn Muhammed Metin Müftüoğlu hakkında ayet ve hadis’lerden ibaret olan bir fetvayı gündeme getirdiği için dört yıl hapse mahkûm edildiğini ilan etti. Aynı gerekçe ile Hasan Basri Hoca’mız da yapmış olduğu konuşmadan ötürü 3 yıl hapse mahkûm oldu. Yargılanan Harun kardeş için de delil yetersizliğinden mahkeme beraat kararı verdi.

Bugüne kadar 55 duruşması yapılan davada, savcılık Halife’miz için 4 yıl 5 ay hapis isteminde bulunmuş ve Hasan Basri Hoca’mız için de aynı gerekçeyle 3 yıl hapis cezası istemişti. Savunma avukatları da müvekkilleri hakkında beraatlerini talep etmişlerdi.

 

Nihayet bugünkü kararıyla mahkeme heyeti İslam’ın kaynaklarını, Allah’ın ayetlerini ve Peygamber’in sözlerini Halife’nin nezdinde mah-kûm etmiş oldu. Başlan-gıcından bugüne kadar skandallarla dolu devam eden mahkeme Alman hukuku için yine skandal bir kararla sona erdi.

Bilhassa mahkeme başkanı Ottmar Breidling ile Başsavcı Volker Brinkmann’ın Hilâfet Devleti cemaatine karşı öfke ve kini bütün duruşmalarda aşikâre ortaya çıkmıştı.

Karar açıklandığında mahkeme salonu hınca hınç doluydu. Bir yanda mahkemeye aylardır katılan ve Halife’lerine sahip çıkan Hilâfet erleri, öbür tarafta ise büyük bir medya ordusu, karar okunurken hazır bulundular. Mahkeme heyeti önce kısa bir şekilde kararı okuduktan sonra gerekçeli kararın okunmasına geçti.

 

Yaklaşık üç saat süren gerekçeli kararın okunmasından sonra izleyiciler sessiz bir şekilde Mevlâ’yı şahid tutmak için şehadet parmaklarını havaya kaldırarak bu adaletsizliğe tepkilerini, Halife’ye ise bağlılıklarını gösterdiler. Halife’lerini selamlayarak salonu terk eden müslümanlar, hem üzgün hem vakarlı bir şekilde salonu terk ettiler. Halife’mizde cemaata tebessüm ederek, onlara şevk, güç ve umut verdi. Halife’mizin karar okunurken sergilemiş olduğu o İslamî vakarı, şecaatı salondaki herkesin dikkatini çekti.

Sakin bir şekilde salonu terk eden cemaat daha sonra mahkeme önünde kısa bir protesto gösterisi yaptı. Mahkemede Halife’mizle beraber yargılanan Harun kardeşimiz de beraat etmesine rağmen sevinemediğini, ancak Halife’mizin Allah (c.c.), Peygamber (s.a.v.), müslümanlar ve tüm hukukşinas insanların indinde suçsuz olduğunu belirterek Halife’mizin bıraktığı yerden davaya dört elle sarılarak onun bıraktığı yerden devam edileceğini belirtti.

image_pdf

Bantlarla Ilim Yapmak!

1 R. Ahir 1414’e takabül eden (17 Eylül 1993) tarihinde Rahmetli Halife’miz Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan) tarafından „Her Ev Bir Medrese Olmalıdır!“ başlıklı yazı, Ümmet-i Muhammed Gazetesi’nin 85. sayısında neşredilmişti.

Elhamdülillah; bugün de, bu yazı önemini ve geçerliliğini bir daha muhafaza ederek, er-geç herkes bu noktaya ister istemez gelecektir. Neden?

Çünkü, dün M. Kemal’in eliyle kara kilit vurulan medreselereve Kur’an kurslarına, bugün de aynı zulüm devri yaşanarak, bu sefer de müslümanım diye geçinen münafıkların eliyle yine kara kilitler vurulmaktadır!

Tarih, geçmişteki medrese düşmanlarını lanetlediği gibi, bundan sonra da gelecek nesiller, günümüzün medrese ve Kur’an kurslarını kapatanları da lanetliyeceklerdir. Kendileri de tarihe kara leke olarak geçeceklerdir!..

 

Ey Avrupa’daki ve Anadolu’daki insanlar!

Bu zalimler size kolay kolay kurs açıp, Kur’an ilimlerini öğrettirmezler!

Öyleyse ne yapacaksınız? Kendi yağınızla kendiniz kavrulacaksınız. Işte o da Merhum Halife’mizin doldurmuş olduğu bantlarla evlerimizde, hep beraber ilim yapmakla gerçekleşebilir.

Aile reisinden tutun da evin hanımı, kızı ve oğlanı hatta beşikteki bebeklere varıncaya kadar o medrese havasını evimizin bir köşesinde teneffüs etmeye çalışacağız. O zaman görün bakın evde ne kavga olur, ne dövüş, ne huzursuzluk, ne de densizlik olur. Evde bereket olur, huzur olur, bolluk olur!..

Velhasıl Allah’ın rahmetine gark oluruz!

 

Parolamız şu olacaktır:

„Her Ev Medrese, Her Cami de Üniversite!..“

 

Aynı zamanda;

Hilâfet Devleti’mizin tüm mensuplarına bu bir emir ve bir tâlimattır. Herkes buna uyacak ve yardımcı olacaktır.

Çalışmak bizden, muvaffakiyet Rabb’imizdendir!..

Önemine binaen, bu yazı bir defa daha neşrediyoruz:

 

Muhammed Metin Müftüoğlu bin Cemaleddin (Kaplan)

Emîr’ül-Mü’minîn ve Halîfet’ül-Müslimîn

Metin Hoca 2

15 Muharrem 1418

(22 Mayıs 1997)

image_pdf

Hicri 1436 Tebriği!

1436 sene önce vuku buldu bu Hicret,

Medine’de kuruldu ilk İslami Devlet;

31 Sene öncde başladı bu hareket,

İslami Devleti kurmaya yeniden Davet!..

Hicretin ruh ve manasını gerçek manada kavramış bulunan muvahhid müslümanların yeni yılını tebrik eder, bu şuurdan mahrum olanların ilahî hidayete mazhar olmaları için de dua ederken, tüm müslümanları Hilâfet Devleti’nin çatısı altında toplanmaya davet ediyor, yeni yılın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hakk’tan dua ve niyaz ediyoruz!

Emîr’ül-Mü’minîn ve Halîfet’ül-Müslimîn
Cemaleddin bin Reşid (Kaplan) (Rh.a.) Yazıları
Emîr’ül-Mü’minîn ve Halîfet’ül-Müslimîn
Muhammed Metin b. Cemaleddin (Kaplan) Yazıları

Haberler

Gündem

Videolar

Yazılar ve Yorumlar

Sizin için Seçtiklerimiz

TARİHİN İZİNDE
ZORBALARIN SON ANLARI